Germenlerin
yaşadığı bölgeleri ele geçiren Romalılar, topraklarına çok
bağlı bu insanlardan, en çok değer verdikleri şifalı
bitkiler olarak, çıbanotunu (Veronica officinalis)
tanımışlar. Yavşanotu diye de anılan çıbanotu, kuru
toprağı sever. Ormanlarda, ağaçların kesilmiş olduğu
yerlerde, çitlerin diplerinde, hendeklerde, yol ve orman
kıyılarında yetişir. Toprağın üstünde yatan tüylü ve
sürüngen sapındaki, kenarları dişli yaprakları gümüş gibi
parlar. Başını yukarı doğru kaldırmış olan çiçek
başağındaki çiçekler, açık mavi-menekşe rengidir.
Yapraklar, dokunulduğunda, saptan kolayca ayrılırlar.
Çiçeklenme zamanı Mayıstan Ağustos’ a kadardır. Üstünde
çiçeklerin açmış olduğu, sap bölümü toplanır. En etkili
olan bitkiler, orman kıyılarında ve meşe ağaçlarının
altında yetişenleridir.
Bu
geleneksel bitki, kan temizleyici olarak çok aranır ve
taze ısırgan otu yaprakları
ile birlikte kullanıldığında, kronik egzamaları
iyileştirebilir. Şu konuyu önemle belirtmek isteriz ki,
ruhsal sürmenajlardan kaynaklanan sinirlilik hallerinde
bitki iyileştirici güçlere sahiptir. Geceleri yatmadan
önce içilen bir bardak
çay
gerçekten rahatlatır. Ünlü şifalı bitki uzmanı Künzle,
özellikle, yoğun beyinsel çalışma yapmak zorunda olanlara,
uykudan önce bu yatıştırıcı çaydan bir bardak
çay
içmelerini öneriyor. O, belleğimizi güçlendirecek ve baş
dönmelerini yok edecektir. Kereviz kökü ile karıştırılarak
alındığında, sinir yorgunluklarını ve melankoliyi ortadan
kaldırabilir. Mesane kumu, romatizma ve gut ile ilgili
organ ağrılarını da, çıbanotu yardımcı olabilir.
Kuru
bronşiyal nezlelerde de aynı biçimde yardımcı olabilir.
Göğüs hastalıklarına karşı
kullanılan çay için yapılan bitki
harmanı ise, ciğerotu,
öksürükotu yaprakları,
dar yapraklı sinirli ot
ve çıbanotundan eşit oranda
harmanlanarak hazırlanır. Bu çay, bal ile veya haşlama
suyunda eritilmiş nöbet şekeri ile tatlandırılabilir.
Sarılık, karaciğer ve dalak hastalıkları için de şu çay
harmanı önerilebilir. 50g
hindiba kökü,
25g
hindiba yaprağı,
25g asperül (inci çiçeği), ve 50g çıbanotu. Bu bitkiler
ince kıyılarak iyice harman edilir. Gün boyunca 2 bardak,
tatlandırılmadan içilir. (Bir bardak suya yarım tatlı
kaşığı bitki ). Çiçeklenme zamanında da, kronik deri
hastalıklarında ve her şeyden önce egzamada önerilen,
taze bitki
özsuyu
hazırlanabilir. Bu sudan günde yarım tatlı kaşığı alınır.
Çıbanotunun, iltihaplı ve zor iyileşen yaraları
iyileştirmedeki başarısı, eski bitki kitaplarında da
önemle öne çıkarılır. Özellikle baldır kemiği üstündeki
inatçı yaralar için de önerilir. Yaralar, önce, bitkinin
kaynama suyuyla iyice yıkanıp temizlenir. Daha sonra,
gece için, taze demlenmiş çaya batırılmış bir kompres
yaranın üstüne uygulanır ve yara sıcak kalacak biçimde
örtülüdür. Romatizma ve gut hastası olanlar da, kendileri
kolayca hazırlayabilecekleri, etkili
çıbanotu tentürünü
deneyebilirler. (Kullanım biçimlerine bakınız.) Bu tentür
dıştan friksiyonlarla (Ovarak sürme), içten ise günde 15
damla, biraz suyla inceltilerek kullanılır. Her yıl, taze
toplanmış
çıbanotu çayını
içmeniz önemlidir. Yalnızca atardamar sertliklerini
azaltmakla kalmayıp, sizi daha başka rahatsızlıklardan
korur ve kan temizleyici etkisi sayesinde, bedeninize
yepyeni bir esneklik kazandırır.
Kullanım
Biçimleri :
Çay hazırlamak
: Yarım veya bir tatlı
kaşığı dolusu ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı
dolusu kaynar suyla haşlanır, 10 dakika demlendikten sonra
süzülür ve günde 2 bardak içilir.
Bitki özsuyu
: Çiçek salkımlarının
sapları yıkanıp, kurumadan mutfak robotu ile sıkılır. Elde
edilen özsu küçük şişelere koyularak buzdolabında
saklanır.
Bitki tentürü
:
İki avuç dolusu, ince kıyılmış çiçekli bitkinin üstüne 1
litre konyak eklenir. Konyak bitkilerin üstüne çıkmalıdır.
Tentür şişesi, arada bir çalkalanarak, 14 gün boyunca
güneşte veya sıcak bir ortamda bekletilir ve süre sonunda
süzülerek, koyu renkli şişelere aktarılır. Serin bir
ortamda saklanmalıdır.